Blog

Çok Sesli Müzik Nedir?

Farklı tonda sesleri kulağa hoş gelecek şekilde dizme sanatına çok sesli müzik deriz. Müzik, insanlığın doğuşu ile birlikte başlamıştır. Müzik aletleri ise ilk insanlardaki dini törenlerden bu yana kullanılmaktadır. Müzik, ses ve ritim arasındaki bağlantıdan gelir. Müzik sesleri ise bir tür müzik yazısı olan notalar ile belirlenir.

Çok sesli müzik yapmak bir toplumda farklı kişilerle insanca bir arada olmaya benzer. Farklılıktan kaynaklanan zenginlik çok sesli müzikle hoş tınılarla size eşlik eder. Çok sesli müzik, her ne kadar çok katmanlı ve coşkulu olsa da aralarda farklı nağmelerin içten içe duyulduğu bir müziktir.

Ortaçağdaki halk müziği ile birlikte dini müziklerin de giderek önem kazanması ile farklı müzik aletleri yapılmıştır. Bu şekilde çok sesli müziğin temelleri atılmıştır. Müzik alanındaki gelişimler, Yeniçağda başlamıştır. Bununla birlikte çok sesli müzik ise matbaanın keşfiyle birlikte daha da gelişme kaydetmiştir. O çağda yetişen Mozart gibi büyük müzisyenler, insanlığın ölümsüz müzik eserlerini yapmışlardır.

Çok Sesli Müzik Nasıl Yapılır?

En çok bilinen tanımıyla Batı’nın müziği, çok sesli müziktir. Çok sesli müzik farklı sanatçıların farklı müzik aletlerini kullanarak kulağa hoş gelecek şekilde bir ritimle müzik yapmasıdır. Koro halinde yapılan bu müzik kulakların pasını silecek niteliktedir. Çok sesli müzik yani klasik Batı Müziği tek sesliği müzik tipine göre daha güçlü ve daha coşkuludur.

Çok sesli müzik ile toplumun geniş kesimlerine daha güçlü şekilde hitap etmek mümkündür. Çok sesli müzik yapılırken ülkemizde ve dünyada şu enstrümanlar kullanılır:

  • Tef
  • Keman
  • Çello
  • Trampet
  • Piyano
  • Obua
  • Kontrbas
  • Timpani

Çok Sesli Müzik Nereden Geliyor?

Çok sesli Batı müziği, tüm duyguların hoş bir tını oluşturacak şekilde ifade edilmesidir. Çok sesli müzik, saz sayısının çokluğu ile değil sazların birbirinden farklı ama tamamlayıcı parçaları çalmaları sonucu oluşur. Dolayısıyla bestenin de çok sesli müziğe uygun olarak yapılmış olması gereklidir. Çok sesli Batı müziği kültürünün başlangıcı, 500’lü yıllarda Papa Gregor’un kilisede söylediği ezgilere dayanmaktadır.

Türkiye’de ise çok sesli müzik Cumhuriyet’in ilanından önce 2.Mahmut dönemde varlığını göstermeye başlamıştır. Bu dönemde Batılılaşma hareketi ile birlikte kurulan saray orkestraları ile çok sesli müziğe ilk adımlar atılmıştır. İlk olarak çok sesli koro ise 2.Abdulhamit döneminde kurulmuştur. Bununla birlikte kurumsal anlamda çok sesli müziğe geçiş ise Cumhuriyet’in ilanından sonra olmuştur.

Türkiye’de çok sesi müziğin ilk temsilcisi ise Tülay German olmuştur. Koro müziği operadan farklı olsa da zaman içinde koro operalarda da geniş yer tutmaya başlamamıştır. Dünyada Beethoven’ın korolar senfonisi ilk olup ondan sonra da devamı gelmiştir. Çok sesli müziğin gelişmesi ise birkaç ses ve çalgının birlikte birbirinden bağısımsız ve aynı zamanda uyumlu şekilde çalınmasıdır. Çok sesli müzikte karmaşık bir armoni yapısı bulunur. Çalgılar romanda sadece insan sesinden oluşan korolara ‘cappella koro’ olarak bilinir ve birbirine benzeyen dört eşit renkten oluşur. Koroda bu armonik yapılar yoğunlaşır ve farklı seslerin güzel uyumu müthiş bir müzik ziyafetine dönüşür.

Birlikte müzik yapmak, çok sesli müzik ile uyum içinde coşkuyu hissetmek güzel bir terapidir. Farklı tarzlardan müziklerle kendini karlar içinde dans ederken, Meksika ezgilerle keyiflenirken Bosna’nın derdiyle dertlenirken bulursunuz.

Coşkulu bir Rumeli türküsünden Yunus Emre ilahine geçişte, müziğin gücünü her notada kalbinizde hissedersiniz. Çok sesli müziğin zenginliği tıpkı toplumdaki zenginlik gibidir. Toplumdaki farklı kültürler ve farklı unsurlar toplumu daha da güçlü ve zengin yapana değerlerdir.

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine

Hem de bütün benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına diyen Ataol Behramoğlu da çok sesli müziğin önemini bu dizerle bize anlatmıştır.

Çok Sesli Müzik Nasıl Ortaya Çıktı?

Çok sesli müzik, dünyada 500’lü yıllar itibariyle rota çıkmıştır. Bir diğer adı polifonik müzik olan çok sesli müzik en iyi terapi ve aynı zamanda yaşamanın ta kendisinden ibarettir. Ülkemizde Osmanlı döneminde çok sesli müziğin adımları atılsa da asıl olarak Mustafa Kemal Atatürk döneminde uluslararası müzik aletleri kullanılarak çok sesli müziğe geçiş yapılmıştır.

Takip eden süreçte ise çok sesli müzik ile ilgi çeşitli yazılar yazılmış ve çeşitli yayınlar yapılarak halkın çok sesli müziği tanıması ve alışması amaçlanmıştır. Yurtdışına müzik öğrenimi için öğrenciler gönderilmiş çok sesli müzik için korolar kurulmuş ve okullar açılmıştır. Bu süreçte yurtdışından Joseph Marx, Paul Hindermith, Carl Ebert ve Béla Bartok gibi isimler ülkemize davet edilmiştir.

Çok Seslilik Ne Demek?

Müzikte çok sesliğin tanımını şu iki şekilde yapmak mümkündür:

  • Birçok sesin kontra punto kurallarına uygun şekilde yazımı.
  • Birçok ses veya çalgının hesaba katılmadan bir araya getirilmesine verilen isim.

Müzikte çok seslilik, farklı tarzda seslerin hoş bir tını oluşturacak şekilde bir araya getirilmesiyle oluşur. Müzikte çok seslilik, polifonik kavramıyla da ifade edilir. İnsanlığın doğuşu ile birlikte doğan güzel sanatların bir dalı olan müzik, Ortaçağdan itibaren başta dini törenlerde olmak üzere yavaş yavaş toplumun her alanında kullanıma başlanmıştır. Ortaçağda bulunan yeni müzik aletleri ile birlikte toplumun daha geniş kesimine hitap edilerek etki kazanan bir sanat dalı olmuştur.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu

WordPress Uzmanı: Buğra Yazar